![]() |
|
|
#1 (permalink) | |||||||||
|
Süper Vip Üye
![]() |
Metin&Kemal KAHRAMAN
Gökten üç elma düştü...
"Bugün yaygın bir şekilde "Ben kimim, Alevi miyim Kürt müyüm Zaza mıyım?" sorusu sorulduğu için araştırmalar pek de sağlıklı bir çizgiye oturmuyor ve iki çizgi ortaya çıkıyor. Birincisi daha çok anlamaya dönük. Ve anladıkça da aslında sorgulayan ve değiştirmeye çalışan bir çizgi bu. Biz bunun içerisindeyiz. Ancak bir taraftan da eski yöntemlerle bu çalışma yapılıyor. Bir fikrin etrafında toplanılıyor, yeni öğrenilen şeyler kimseyi değiştirmiyor da yeniden bir siyaset malzemesi oluyor. Biz bu derlediğimiz kayıtların hepsini, Tunceli'de belediye ya da başka bir kurumda sağlıklı bir yaklaşım görürsek onlara devredeceğiz. Bunlar bizim babamızın malı değil. Bunlara biz emek harcadık ama bunlar halkın malıdır." "Düzgün Baba'nın beş kilometre uzağında babası Kureyş Baba 'nın köyünde bin yıllık geçmişi olan tarihi bir mezarlık var. Bizim geçmişi anlamamızda bu mezarlıklar da önemli değil midir? Bu mezar taşlarına yazılan yazılar, figürler... Diyelim Kureyş'in eldiveni, yılan gibi görülen asası, koçbaşı figürleri tarihi anlamada yardımcı oluyor. Ama hepsi harap bir halde, kırık dökük. Eskiden "Düzgün'e gitmeyen Dersim Aleviliğini anlayamaz" diyordum. Şimdi de öğrendim ki Kureyş Baba'nın köyüne gitmeyen Dersim Aleviliğinin tarihselliğini ve belgelerini göremez. Bin yıllık ağaçların Kureyş Baba'nın asasını batırdığı yerde çıktıkları anlatılır. Hayat Ağacı olduğuna inanılan asırlık ağacın hikayesi de bize anlatıldı. Kureyş, orayı mekan seçtiğinde bir kavak ağacının dalından olan asasını batırır ve yeşillenip kocaman bir kavak ağacı meydana geliyor. Her mart ayında cemre toprağa düştüğünde -nevruz demeyiz biz- Havtomelepil yani büyük haftada o ağacın yere eğildiğine inanılır. Bugün değerlerimiz kaybediyoruz, ziyaretler anlamını yitirip turisttik gezi gibi yapılıyor. Dersimli kırk yıl evvelinde şu Munzur'a tükürmedi. "Pertek'teki fukara içecek" ikrarına biat etti. Çünkü o suyun geçtiği bütün güzergahtan herkes yararlanıyor. Kerbela'ya kadar bu su gidiyor. Bugün Munzur'a foseptik akıyor." Gökten üç elma düştü... Tunceli'de derlemeler yapan Metin Kahraman "Her dağda yeni bir hazine buldum" diyor HATİCE TUNCER "...Hayranım sevgiye/Bir de muhtacım sevgiye/Sevgi Musalara bir Tur gibidir/Sevgi Muhammet'e bir nur gibidir/Sevgi İsalar'a bir yol gibidir/Cahile gizlenmiş bir sır gibidir/Sevgiyi ben dört mevsimde yaz bilirim/Sevgiyi ben dört kitapta yüz bilirim.." Metin Kahraman, Almanya'da yaşayan kardeşi Kemal Kahraman' la 1992'den bu yana Tunceli ve çevresinin kültürünü modern bir anlayışla yorumlayarak müzi çalışmalarını sürdürüyor. Metin-Kemal Kahraman kardeşler, geçen yıl Dersim Alevi inancının ezgilerini işledikleri "Binler Kapısı" (Çevere Hazaru) albümlerini yayımladı. Metin Kahraman, memleketi Tunceli'de bütün yaz köy köy dolaştıktan sonra heyecanla aradı, anlatacakları çoktu. Notlarıyla dolu mavi kaplı koca bir defter, yaşlılarla görüşmelerinin saatler süren video kayıtlarını yüklenip geldi ve hemen yeni bulduğu bu şiiri okudu. Pertek yakınlarındaki Höks köyünden Mehmet Uç 'tan dinlemiş. Uç da babasından. Yıllardır, Dersim'in köylerinde bir ezgi, bir masal, bir efsane peşinde koşan, yaşlıların tanıklıklarını kaydeden Kahraman "Her dağda bir hazine" bulmanın heyecanını taşıyor. Bulduğu hazinenin değeri "Dört kitap hakkında bu kadar güzel şiirler yazan bir kültür, bir anlayış bugünkü dünyanın ilacı değil midir?" sözlerinden anlaşılıyor. ŞEYTAN İNSANA MENSUPTUR Ne aradınız, memleketinizde? Bir kez daha anladım ki Dersim'de ne kadar araştırma yaparsanız yapın sevgi ve hoşgörüyle karşılaşırsınız.. Öyle bir mentalite, öyle bir kültür var ki Dersim'in bütün hikayelerinde, efsanelerinde. İnanca dair 366 evliyası, ziyaretleri vardır. Her birinin hikayesini kaydetmek mümkün değildir ama çözdükçe anlıyorsunuz ki Dersim, sevginin, hoşgörünün kalesidir. Mahmut Dede (Mahmut Yıldız) ve avukat Hüseyin Aygün' le dolaştık durduk. Bize çekimlerde kayıtlarda yardım eden gençler de vardı. Dersim'de yeni karşılaştığım bir durum varsa o da Başköylü Hasan Efendi 'nin Yurt yayınlarından çıkan kitabının yaygın bir şekilde okunuyor olması. Erzincan'ın Çayırlı ilçesinin Başköy adlı köyde doğmuş bir Kureyşanlı pirdir. Kimi zaman çıplak ayak gezmiş, saçlarının bir kısmı örgülüdür. Bunu babam, annem, ağabeyim görmüş onlar anlatıyorlar. Başköylü Hasan Efendi, Hacca gider. Herkes şeytanı taşlarken o yerdeki taşı alıp kafasına kafasına vurup, kan akıtıyormuş. "Şeytan insana mensuptur, şeytan dışarda değil ki sen taşlıyorsun" felsefesini bu şekilde anlatıyor. Sözlü tarih çalışmalarında nasıl bir yol izliyorsunuz? Geçmişte azdı ama artık neredeyse her köyde sözlü tarih çalışması yapanlar var. İnternette köyleri adına site açıp yayın yapıyorlar. Bu çok olumlu bir gelişme. Bugün yaygın bir şekilde "Ben kimim, Alevi miyim Kürt müyüm Zaza mıyım?" sorusu sorulduğu için araştırmalar pek de sağlıklı bir çizgiye oturmuyor ve iki çizgi ortaya çıkıyor. Birincisi daha çok anlamaya dönük. Ve anladıkça da aslında sorgulayan ve değiştirmeye çalışan bir çizgi bu. Biz bunun içerisindeyiz. Ancak bir taraftan da eski yöntemlerle bu çalışma yapılıyor. Bir fikrin etrafında toplanılıyor, yeni öğrenilen şeyler kimseyi değiştirmiyor da yeniden bir siyaset malzemesi oluyor. Biz bu derlediğimiz kayıtların hepsini, Tunceli'de belediye ya da başka bir kurumda sağlıklı bir yaklaşım görürsek onlara devredeceğiz. Bunlar bizim babamızın malı değil. Bunlara biz emek harcadık ama bunlar halkın malıdır. Düzgün Baba'yı ziyaret etmişsinizdir... Düzgün Baba'ya her yıl ailece gideriz, kurban keseriz. Bir daha kurban kesmeyeceğiz. Oradaki dedeler "Kurban getirme 3 elma getir yeter. Yani her kurban için bir elma adasan da hiçbir şey değişmez" dedi. Gerçekten de Dersim'de düğün davetiyesi yerine bir elma verilirdi evlere. "Her insanın bedeninin yarısı yaldızlıdır, ancak geceleri görülebilen bir sırla..." Bunu Düzgün'deki bir pir söyledi. İnsan isterse diğer yarısını da yaldızlı cevher haline getirebilir demek istiyor. Düzgün Baba'nın beş kilometre uzağında babası Kureyş Baba 'nın köyünde bin yıllık geçmişi olan tarihi bir mezarlık var. Bizim geçmişi anlamamızda bu mezarlıklar da önemli değil midir? Bu mezar taşlarına yazılan yazılar, figürler... Diyelim Kureyş'in eldiveni, yılan gibi görülen asası, koçbaşı figürleri tarihi anlamada yardımcı oluyor. Ama hepsi harap bir halde, kırık dökük. Eskiden "Düzgün'e gitmeyen Dersim Aleviliğini anlayamaz" diyordum. Şimdi de öğrendim ki Kureyş Baba'nın köyüne gitmeyen Dersim Aleviliğinin tarihselliğini ve belgelerini göremez. Bin yıllık ağaçların Kureyş Baba'nın asasını batırdığı yerde çıktıkları anlatılır. Hayat Ağacı olduğuna inanılan asırlık ağacın hikayesi de bize anlatıldı. Kureyş, orayı mekan seçtiğinde bir kavak ağacının dalından olan asasını batırır ve yeşillenip kocaman bir kavak ağacı meydana geliyor. Her mart ayında cemre toprağa düştüğünde -nevruz demeyiz biz- Havtomelepil yani büyük haftada o ağacın yere eğildiğine inanılır. Bugün değerlerimiz kaybediyoruz, ziyaretler anlamını yitirip turisttik gezi gibi yapılıyor. Dersimli kırk yıl evvelinde şu Munzur'a tükürmedi. "Pertek'teki fukara içecek" ikrarına biat etti. Çünkü o suyun geçtiği bütün güzergahtan herkes yararlanıyor. Kerbela'ya kadar bu su gidiyor. Bugün Munzur'a foseptik akıyor. Güzellik görüp donakalmak Sanatınız yerine bu çalışmalara neden bu kadar zaman ayırıyorsunuz? Ben her dağda yeni bir hazine buldum. Her konuştuğumuz yaşlıdan yepyeni bir şey öğrendim. Bir güzelik gördüğünüzde neyin üzerinde olursa olsun onun karşısında donakalırsınız. Ben de ne kadar güzellik varsa onun önünde biraz duruyorum tabii ki. Benim işim bir taraftan folklorculuk. Tek başına türkü yorumcusu değilim. Ama üretmek böyle olabilir. Yoksa "Geldik Şu Aleme" yi yazamazdık. Ben söyleyeceklerimi sanatımdan dolayı anlatabilirim. Eğer bunları bilmeseydik böyle bir müzik de yapamazdık HER İNSAN CEVHERDİR Müziğinizde, yazılarınızda Zaza Alevi kültürünüzü yansıtıyorsunuz. Türk Tarih Kurumu Başkanı'nın başlattığı tartışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz ? Dersim'de Zaza da, Zazalaşmış Ermeniler de var. Herkes aşiret olarak kendilerinin nasıl geldiklerini biliyor. En kötü olan da düne kadar sanatçı olan bu milletin adının küfür olması. Orada bir demircilik varsa Ermeniler yapıyordur. Çok güzel bir tarım sulama tesisi varsa Ermeniler yapıyordur. Bağlama keman çeşitli enstruman yapım ustatları Ermenilerdir. Daha da ötesi Dersimlilerle Ermeniler birbirlerine ikrar vermişlerdir. Ermenilerin kiliseleri de Dersimliler için kutsaldır. Özellikle çocuk hastalıklarında kiliselerden medet umulur. Dersim'de yaşlılar bu durumu "Bizim aramızda öyle bir kirvelik var ki" gibi sözlerle ifade ederler. Alevilik bu coğrafyada Kürtler, Türkler, Zazalar, üzerinde hep varolageldi. Esasen buradaki toplulukların hepsi insanlık kültür hazinesinin kökleri gibidir. Dersim de bunun kapalı kutusudur. Size okuduğum şiir, bütün kitaplara bütün düşüncelere bütün sistemlere "her insan aynıdır cevherdir, bir dünyadır" diyor. Bir Hızır hikayesi vardır: Hızır bir Türkmen donunda görünüyor bizimki kabul etmiyor. Çingene donunda görünüyor "Yok" diyor "Çingeneden Hızır mı olur?"... Boz atlı geliyor, bizimki "hah tamam" diyor ama Hızır bu kez yüz vermiyor. Çünkü Hızır, "Ben her türlü gelirim" diyor. Yeni projeleriniz olduğunu biliyorum... Seyri Mesel Tiyatrosu'nda sahneye konulan Şahmaran Masalı 'na yaptığımız müzikleri hazırlıyoruz. Şahmaran'ı, bir kitap ile biri enstrumantal diğeri müzikler üzerine masalların üzerine okunduğu olmak üzeri iki CD halinde çıkaracağız. Geçen yıl yayımladığımız "Çevere Hazaru" yu aslında "Dualar, Semahlar, Beyitler" in orijinal kayıtlarıyla birlikte çıkarmayı tasarlamıştık ama maddi olanaksızlıklar yüzünden bunu yapamadık. Belki Tunceli Belediyesi'nin desteğiyle çıkarabiliriz. Gelirini de biraz önce bahsettiğim Kureyş Baba'nın yaşadığı Nazimiye Büyükköy'deki tarihi kalıntıların onarılması için maddi kaynak oluşması için aktaracağız. Avrupa konserlerimizin canlı kayıtlılarından bir DVD hazırlıyoruz. İlk albümden bu yana 15. yılımızı doldururken Metin-Kemal Kahramanın 15-16 şarkısının canlı performanslarından oluşan karma bir DVD olacak. Gökten üç elma düşecek yani... |
|||||||||
|
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||
|
Aşırı Mutsuz!...
Üyelik tarihi: 30-07-08 Bulunduğu yer: ADANA Yaş: 19
Ruh Halim:
![]() |
emeğine sağlık hewal..
__________________
İnsanlar adam olmaya başlayana kadarr.. Tosbağalar koşmaya başlarr.. D.EK!NÇ!... |
|||||||||
|
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||
|
GeneL Moderator
![]() Üyelik tarihi: 08-06-08
Ruh Halim:
![]() |
paylaşım için tşkler
__________________
dört bir yanım hayat suyu olsa bile ben razıyım zehre yarin elinden... Melayê Cizîrî |
|||||||||
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|